Sosyal Medyada Hangi Medya Daha Öğretici?

sosyal-medya-dijital-medya

Sosyal medyada paylaşımlarınızın daha etkili olması için mesajınıza uygun medyayı seçerek işe başlayabilirsiniz. Rehberimiz de Edgar Dale’in Yaşantı Konisi…

Tükettiğinden fazlasını üretebilen insan için şimdiye kadar sahip olamadığı yeni bir kavram doğdu; serbest zaman.

Antik Yunan’da boş zaman kavramı iyilik, güzellik, hakikat ve bilgi gibi dünyanın üstün değerleriyle uğraşmak, bunların üzerine düşünmek olarak anlaşılıyordu. Filozoflara göre serbest zaman; boş oturmak olarak değil, aksine derinleşme ve ruhun arındırılma sürecinin başlangıcıydı.

Günümüzde bireylerin çok değerli olan serbest zamanlarının müşterisi de oldukça fazladır. Bu müşterilerin en başında medya geliyor. Medya, kişilerin algılarını ve ilgilerini yaşamsal reflekslerinden başlayarak irdeler ve kişilerin serbest zamanlarının medya ekranlarında geçirmeleri için içerik üretir. Milyonlarca dolar yatırım yapılan araştırmalarla desteklenen bu süreçler tamamen serbest zamanımızı kazanma üzerine kurgulanmıştır.

Sosyal medya ile medya tüketicisi olmaktan çıkıp, üretim kısmına geçmemizle birlikte medya kuruluşlarının milyonlarca dolar harcayarak yaptığı araştırmaları mikro planda olsa bile biz de yapmak durumunda kalıyoruz. Kurumsal veya bireysel amaçlı yönettiğimiz sosyal medya hesaplarında okuyucularımıza mesajımızı ne kadar verimli bir şekilde ulaştırabiliyoruz? Onların serbest zamanlarını ne kadar satın alabiliyoruz?

Klasik iletişim yaklaşımında; kaynak, mesajını en uygun kanal üzerinden alıcıya ulaştırır ve sürecin başarısını da geribildirimlerle belirler. Sosyal medyada bu süreç diğer bütün kanallardan çok daha hızlı işler. Ama yetmez, bizim gibi düşünen milyonlarca sosyal medya hesabı olduğunu da unutmamamız gerekiyor. Sosyal medyada mesajımızın çok daha net olmasını ve medya okurları tarafından ilgi çekici bulunmasını nasıl sağlayabiliriz? Tabii ki farklı medya öğelerini bir araya getirerek!

Öğrenme sürecinde akılda kalıcılık ve Yaşantı Konisi

Öğrenme süreci, üzerinde yıllardır çalışılan ve binlerce makalenin yazıldığı oldukça verimli bir araştırma konusudur. Bu araştırmaların sonucunda uzlaşılan bazı hesaplamalar ve formüller bulunuyor. Biz de bunları sosyal medya kullanımımıza uygulayarak hesaplarımızın çok daha verimli yönetilmesini sağlayabiliriz.

Modern eğitim teknikleri konusunda günümüzdeki çalışmalara yön veren en önemli modellerden biri Edgar Dale’in geliştirdiği “Yaşantı Konisi”dir. (Cone Of Experience)

Edgar Dale’e göre insanlar;

  • Okuduklarının %10’unu,
  • Duyduklarının %20’sini,
  • Gördüklerinin %30’unu,
  • Hem görüp hem de işittiklerinin %50’sini,
  • Söyleyip yazdıklarının %70’ini,
  • Yaptıklarının %90’ını hatırlar.

dales_cone

Metin mi, resim mi, video mu?

Edgar Dale’in, Yaşantı Konisi’ni sosyal medyada yapacağımız paylaşımlara uyguladığımızda ortaya ilginç sonuçlar çıkıyor.

Twitter ve Facebook’ta mesajımızın daha anlaşılır olması için metin mesajlarıyla yetinmememiz gerekiyor. Bu verilerle, paylaşacağımız metin mesajlarına ek olarak görsel kullandığımızda mesajımızın daha anlaşılır olacağını varsayabiliriz.

Mesajımızın daha geniş kitlelere ulaşması ve akılda kalıcı olması için ise en etkili yöntem videodur. Paylaşılan bir mesaja, bir bakışta ne ifade edildiğini anlatacak bir resim, ayrıntıları merak edenler için de bir video eklediğinizde mesajınız çok daha net anlaşılacaktır.

Video, diğer medya unsurlarına oranla çok daha etkili bir seçenektir. Sebebi ise; boş zaman kavramına ihtiyaç duyulmaksızın, ikinci eylem olarak da gerçekleştirilebilmesidir. Örneğin yemek yiyen, herhangi bir nedenle herhangi bir yerde bekleyen, (kendi kullanmadığı) bir araçla seyahat eden kişiler asli eylemlerinden doğan boş zamanı video izleyerek değerlendirebilirler. Okumak için daha sakin ortamları tercih ederiz. Video ile bu denli bir dikkate ihtiyaç duymadan da mesajımızı iletmek mümkün oluyor.

Peki her mesajımıza video eklemek zorunda mıyız?

Kesinlikle hayır!

Sosyal medya hesaplarınızdan paylaştığınız tüm mesajlar aynı düzeyde öneme sahip değildir.  Birkaç ay sürecek bir kampanyayı başlatan paylaşım ile günlük indirimi bildiren paylaşımın ulaşmasını istediğimiz kullanıcı sayısı aynı değildir.

Günlük kampanyalar genelde sansasyonel etki yaratıp, ağızdan ağıza pazarlama etkisi yaratmak için tasarlanır ve çoğunlukla kârdan zarar usulüne göre düzenlenir. Burada kampanya anından çok, kampanyanın sonrasında haberin yayılması tercih edilir. Bu tip kampanyaların öncesinde değil, sonrasında video kullanmak daha etkili olacaktır.

Özetle ifade etmek gerekirse Edgar Dale bize; mesajlarımızı takipçileri harekete geçirecek zengin içerikleri video ile paketleyerek paylaştığımızda fenomenler arasında yerimizi almamızın göründüğü kadar da zor olmadığını söylüyor.

Bu tip bir önem algısı oluşturduğunuzda yapacağınız paylaşımlardaki periyoda takipçileriniz de zamanla alışacak, video kullandığınız bir mesajın daha önemli olduğu bilinecek, konu ayrıntılarıyla takip edilecektir. Görsel veya metin mesajı kullanarak yaptığınız paylaşımların ise daha çok bilgilendirmeye yönelik paylaşımlar olduğu algısı oluşacaktır.

Video, metin ve görsele oranla çok daha zengin bir medyadır. Görme ve işitme duyularının her ikisine birden hitap ettiğinden çok daha akılda kalıcı ve öğreticidir. Edgar Dale’in, Yaşantı Konisi’ndeki en son madde olan hem yapma ve hem söyleme yöntemini sosyal medya hesaplarımıza uygulamak istediğimizde bunun karşılığı; bir video üzerinden takipçilerimizle etkileşime girmek, etkileşimi tetikleyecek videolar paylaşmaktır. Takipçileriniz ile etkileşime girdiğiniz an binlerce hesap arasından sıyrılıp, akılda kalıcı olma imkanına kavuşabileceksiniz.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

3 + 4 =