Kurumsal Blog Yönetmenin ABC’si

kurumsal blog

Yazmak ya da yazmamak, tüm mesele bu! Bu soruyu soran onlarca firma kurumsal blog açmakla açmamak arasında kararsızlığa gömülmüş durumda. En temel endişe ise açılacak olan blogun yapılan işe değer katıp katmayacağı, bu da açıkçası oldukça yerinde bir endişe…

Doğru içerik yönetimi sağlandığında kurumsal bloglar, pazarlama ve PR’dan bile daha fazla değer yaratabilir. Fakat bloğunuzun açılış kurdelesini kesmeden önce mutlaka bir yayın politikası ve stratejisi belirlemeli, strateji ve politikanızı blog yöneticiniz ve yazarlarınızla paylaşmalısınız.

Kurumsal bloglar kurumların verdikleri hizmetler ve pazarladıkları ürünler hakkında paylaşmak istedikleri bilgileri herhangi bir aracı bulunmaksızın yayınlayabilecekleri bir medya mecrasıdır.

Sosyal medya sonrası yeni müşteri tipi markalarla daha etkileşimli bir iletişim talep ediyor. Bu talebi karşılayacak önemli araçlardan biri de kurumsal bloglardır.

Kurumsal bloglar kurumunuzu müşterilerinize daha geniş kapsamlı ifade edebileceğiniz mecralardır. Mecra tamamen sizin olsa da blogun yönetiminde mutlaka dikkat etmeniz gereken bir takım kurallar vardır. “Kurumsal blog yönetmenin ABC’si” diyebileceğimiz bu kuralları beraber değerlendirelim.

Yayınlanan yazılarda kurumun faaliyet alanının dışına çıkmayın

Sadece popüler olduğu, gündemi yakaladığı için faaliyet alanınız ile alakası olmayan paylaşımlar yarardan çok marka itibarınıza zarar getirecektir. Eğer gündemi de takip etmek istiyorsanız kendi faaliyet alanınızla gündemi kesiştirebileceğiniz konuları tercih etmelisiniz.

Örneğin bir hazır giyim firmasısınız, gündemi de yakalayacak yazılar paylaşmak istiyorsunuz, işte size başlık. “Soğuk havalarda nasıl bir giyim şekli tercih edilmeli?” Bu içerikle faaliyet alanınız olan giyim konusuna hem de havanın soğuk olması üzerinden de gündeme dokundunuz.

Kurumun önceliklerini ve kırmızı çizgilerini göz önünde bulundurun

Her kurum ürettiği her ürün veya her hizmet hakkında iletişimde bulunmak istemeyebilir. Kurumunuzun böyle bir iletişim politikası varsa kurumsal blogda da bu hassasiyetlere uygun içerikler üretmelisiniz.

Yazar desteği alacak mısınız?

Kurumsal blog için içerik üretirken iki seçeneğiniz bulunuyor. İçerikleri kurum içerisindeki departmanlardan temin etmek ve faaliyet alanınızla ilgili genel bir kabule sahip dış yazarlardan içerik konusunda destek almak.

Kişisel tavsiyem bireysel satışa yönelik işlerde dış yazar desteği almanızdır. Zira satışa yönelik işlerde güvenilen bir figürün ürününüz hakkında olumlu kanaat belirtmesi ürünün hedef müşteri kitlesi üzerinde ikna edici bir etki yaratacaktır.

Kurumsal bir teknoloji, bilgi, geliştirme veya faaliyet konusunda bir içerik üretecekseniz bu görevi de kurum içi yazarlardan birine emanet etmek daha isabetli olacaktır.

Yayın politikasının olmazsa olmazları

Yayın politikası şirketin temel iletişim anlayışına uygun olarak geliştirilmelidir. Markanızın pazardaki konumu, tercih edilen iletişim kanalları, iletişim stratejiniz blog politikanızın belirlenmesi konusunda önemli etkenlerdir. Fakat bu listenin olmazsa olmazları olarak aşağıdaki 3 maddeyi listenize eklemenizi öneririm:

  1. Rakip markaların zikredilmesi, rakibin eleştirilmesi gibi konulara etik kapsamında yer verilmemesi
  2. Konuların markalardan ziyade sektörel gelişmeler üzerinde konumlandırılması
  3. Sektör ve marka hakkında olumsuz algı yaratabilecek içeriklerden etik ve sektörel itibar nedeniyle kaçınılması

Kurumsal blog için ziyaretçi trafiği önemli mi?

Kurumsal blogda yayınlanan yazıların okunma sayıları kuruma olan ilginin bir ölçüsüdür. Fakat herhangi bir haber metninin okunma sayısına ulaşmayı beklemek bir kurumsal blog için çok da gerçekçi olmayacaktır.

Kurumun faaliyet alanına göre hitap ettiği müşteri ve paydaş kitlesi değişiklik göstermektedir.  Bu nedenle her kurumsal blogun kabul edilebilir okuyucu sayısı farklılık göstermektedir. Ziyaretçi sayısını etkileyecek unsurları; yazıların sosyal medya paylaşım sayısı, yazarların takipçi sayısı, blog içeriklerinin ne kadar güncel olduğu, içeriklerin ne kadar faydaya yönelik olduğu şeklinde özetleyebiliriz.

Markaya yönelik içerikler, faydaya yönelik içerikler kadar ilgi görmemektedir.

Video ve infografik ne kadar etkili?

1500’den fazla kurumsal blog içeriğini yayına hazırlarken edindiğim deneyim; bir konu istisna kalmak kaydıyla kurumsal blog içeriklerinde kullanılan videolar okuyucu ilgisini yakalayamıyor. İstisna olan konumuz ise kurum yöneticilerinin bulunduğu videolardır.

Blogunuzda yayınlayacağınız herhangi bir video yüksek bir ihtimalle ziyaretçiler tarafından başka bir yayında görüntülenmiş oluyor. Bu nedenle bir kez de sizin blogunuzdan görüntülenme ihtiyacı duyulmuyor. Fakat sizin ürettiğiniz özel içerikli videolar daha önce herhangi bir yerde yayınlanmadığı için herhangi bir videoya oranla 4,5 kat daha fazla izleniyor. Hele ki videoda röportaj yaptığınız yönetici sektörde popüler bir isimse bu rakamı rahatlıkla 10’a katlayabilirsiniz.

Yayınlanan içeriklerde elde ettiğim istatistiklere göre infografik olan içerikler mobil cihaz kullanıcıları tarafından genellikle ilgi görmüyor. Zira infografikler mobil cihaz ekranları için ziyadesiyle büyük kalabiliyor. Fakat infografiğinizin özet bilgisini kısa bir metin olarak blog gönderisine eklediğinizde mobil cihazlardan o gönderiye gösterilen ilgi tekrar artıyor.

Ve sosyal medya

Kurumsal blog için geliştirdiğiniz içerikler sosyal medya hesaplarınızda trafik yaratmak için iyi bir seçenek olabilir. Sosyal medyada belirli bir kitle yaratmak için yapılması gereken çalışmalar konusunda uzlaşılan en önemli kuralın belirli periyotlarda içerik paylaşmak olduğunu biliyoruz. Bu bilgiden hareketle blog içeriğinizi hem sosyal medya kanalıyla meraklılarına ulaştırabilir hem de bu yolla sosyal medya hesaplarınızı aktif tutabilirsiniz.

Bu yazıda yer alan öneriler hangi seviyede olursa olsun yöneteceğiniz tüm kurumsal bloglar için geçerli önerilerdir. Kurumunuzun veya müşterinizin pozisyonuna göre kendi stratejinizi daha da zenginleştirebilirsiniz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

12 + = 22