İnsanlığın Kamusal Alanı: İnternet

kamusal-alan-dijital-habermas

Toplumların tarihlerindeki dönüşümler iletişim ortamlarını ve iletişim biçimlerini de değiştirmiştir, bu bu bağlamda değerlendirildiğinde 21.yy’ın en güçlü faktörü ise dijitalleşmedir.

Kamusal alan” kavramı yüzlerce yıldır farklı statü gruplarının ve ilim adamlarının ilgi alanı olmuş ve farklı özellikleri ön plana çıkartılarak tanımlanmıştır. Son dönemde kavram üzerinde uzlaşılan ortak tanım; “Halkın birbiriyle iletişim kurup, fikir paylaşabildiği ve konsensüs oluşturmak adına değerlendirmelerde bulunabildiği her yer” şeklindedir. Kamusal alanlarda paylaşılan fikirler ile de kamuoyu oluşturulmaktadır.

Kavramı şekillendiren önemli düşünürlerden biri de Jürgen Habermas’tır. Kamusal alanın yüzyıllar içerisinde nasıl gelişip, değiştiğini “Kamusallığın Yapısal Dönüşümü” kitabında açıklamaktadır. Habermas’a göre eski pazaryeri ve çeşmeler işlevsel anlamda kamusal alandı. İnsanların bir araya geldiği bu mekanlarda bilgi alışverişi yapılıyor ve kamuoyu tesis edilebiliyordu.  18.yüzyılda ise kamu inisiyatifi lordların ve prenslerin eline geçmişti. Bilgiye bu kesimin yön verdiği döneme “Temsili Kamu” denmekteydi.

18.yy’da İngiltere’de 3000’den fazla kahve bulunmaktaydı, yazarlar ve düşünürler buralarda toplanır ve fikir alışverişinde bulunurlardı. Habermas, kavramın gerçek hayatla kesiştiği dönemin bu yıllara denk geldiğini belirtir. Kahveler, salonlar ve cemiyetlerle hayat bulan kavram 18.yy’da gazetelerin çıkmasıyla şekil değiştirmiştir. 19.yy’da ise gazeteler kamuoyunun taşıyıcısı konumuna gelmiştir.

21.yy’a gelindiğinde kamusal alan artık internete taşınmış durumdadır. Kamusal alan kavramının yüzyıllar içerisinde geçirmiş olduğu tüm evrelerin birer uzantısını ve numunesini dijital ortamda bulmak mümkündür. Kahvehanelerin yerini sohbet odaları ve sosyal medya servisleri, pazarların yerini sanal pazar siteleri, meydanların yerini de sanal topluluklar almıştır.

Kamunun yani insanların gerçek hayatlarında sosyalleşmek adına kullandıkları tüm enstrümanların birer izdüşümünü kendi ekosisteminde barındıran internet, dijital hayatın ana taşıyıcısıdır. Bir kamusal alan olarak değerlendirildiğinde internet, bilgi paylaşımı ve sosyalleşme süreçleri için uygun ortamlar yaratmaktadır. dijital Dijital tabanlı oluşumların genetiğinde bulunan yatay yönlü iletişim geleneği aynı zamanda kamuyu oluşturan her bir bireyin eşit düzeyde bir öneme sahip olmasını sağlamıştır.

Kamusal alanı dönüştüren dijitalleşme süreci, dijital vatandaşların oluşturduğu dijital bir kamusal alan yaratmıştır. Kamusal alanı kesinlikle ülke sınırlarına hapsetmek internete ve dijital ekosisteme yapılacak en büyük haksızlık olacaktır. Dijital vatandaşlık, dünya vatandaşlığı kavramıyla işlevsel anlamda eşit tutulabilir.

Grönland’dan tutun da Avustralyalı bir Aborjin’e kadar tüm insanlığı kapsayacak bir etkinliğe sahip olan dijital ekosistem, Afrikalı bir aktivistin Kuzey’in eriyen buzulları hakkında kamuoyu oluşturmasına, Norveçli bir balıkçının da uzayın çöplüğe çevrilmemesi konusunda sanal bir topluluk oluşturmasına imkan sağlamaktadır.

İnternetle artık tüm dünya, insanlığın kamusal alanına dönüştü. Eğer insanlık bu imkanı tüm dünyanın ortak faydası için kullanırsa kıyıda köşede kalmış her hak mutlaka sahibine verilecektir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

41 + = 42