Halkla İlişkiler Yöneticisi için Dijital PR Fırsat mı Tehlike mi?

dijital-pr

Halkla ilişkilerin pratik kullanımı nedeniyle dilimize geçen hali PR, her firmanın yaşamak için yapması gereken kaçınılmaz davranışlardan biridir. İnsanlar için oksijen neyse, firmalar ve markalar için de PR o dur.

Holdinginden tutun da mahalle bakkalına kadar, sokaktaki çocuktan tutun da parti genel başkanlarına kadar herkes yaşamak için PR yapar. Çünkü PR belki de en özlü ve en açık bir şekilde Edward Bernays’ın deyimiyle “rıza mühendisliği” olarak tanımlanabilir.

Bahsini ettiğimiz kişilerin tamamı, kendi isteğini muhatabına rızasını alarak yaptırmayı amaçlar. Çocuk annesine istediği spor ayakkabısını aldırdığında, holding patronu iş çevresinde istediği imajı yarattığında, mahalle bakkalı ürünlerinin temizliğine müşteriyi ikna ettiğinde, parti başkanı seçmeni en iyi hizmeti kendisinin vereceğine ikna ettiğinde PR çalışması başarıya ulaşmış demektir.

Peki Dijital PR Yapmalı mıyız?

Henüz yaşıtlarımızın bırakın PR’ı bilmeyi, P ve R harflerini öğrendiği dönemlerde halkla ilişkiler belirli kalıplar dahilinde yapılıyordu. Televizyonculuğun gelişmesi ve herhangi bir haberin halka ulaşma süresinin kısalmasıyla halkla ilişkiler ciddi bir dönüşüm yaşadı. İnternet penetrasyonunun artmasıyla da geleneksel halkla ilişkiler anlayışı yeniden şekillenmekle kalmadı yepyeni bir halkla ilişkiler ekosistemi doğdu: Dijital PR!

Dijital PR’ın temel amacı internet ortamında, ilgili markanın itibarını arttırmak, korumak ve geliştirmektir. Geleneksel halkla ilişkiler uygulamalarından farklı olarak, halkla ilişkilerin can damarı olan “geribildirim” alma süreçlerinin oldukça kısa olması dijital PR’ı kaçınılmaz kılmaktadır.

Dijital PR’ı kaçınılmaz kılan bir diğer neden ise; ülkemizdeki internet ve sosyal medya kullanım oranlarıdır. Türkiye son yayınlanan medya kullanım oranlarına göre dünya sıralamasında ikinciliğe yerleşti. Bu alanda nüfusu bizden çok daha fazla olan Rusya, Endonezya, Hindistan vb. gibi ülkeleri arkamızda bıraktık. Birinci sırayı tahmin edileceği üzere ABD işgal ediyor.

Türkiye nüfusunun yarıdan fazlası İnternet kullanıyor.  İşin daha da ilginci ülkemizdeki Facebook kullanım oranı neredeyse İnternet kullanım oranına eşit. Zira ülkemizde İnternet kullananların hemen hemen hepsinin bir Facebook hesabı bulunuyor.  Bu kitlenin yüzde 31,10’u Twitter kullanıyor ve Foursquare’de de ülkemiz ABD’den sonra dünyada en çok check-in yapılan ikinci ülke.

Rakamlarla ifade etmek istediğimizde ise ülkemizde 32 milyon 500 bin Facebook, 11 milyon 338 bin de Twitter kullanıcısı bulunuyor.

Tablo böyleyken sizce dijital PR yapmamak gibi bir lüksümüz var mı?

Nasıl yapmalıyız?

Özel veya kamu kurumu fark etmeksizin sosyal medyada var olmak kavramı hem arzulanan hem de şüpheyle bakılan bir durum. “Hala mı?“ dediğinizi duyar gibiyim. Evet, ne yazık ki hala sosyal medyada var olma konusunda çekincelerini ifade eden oldukça kalabalık bir kitle bulunuyor. Sebepleri ise; yoktan bir sosyal medya krizi yaşama korkusu.

Haklılık payı olmakla birlikte korkunun ecele bir faydası olmadığı da aşikar. İnternet çağında, dijital PR amacına hizmet etmek üzere sosyal medyada yoksanız bu bile başlı başına bir kriz sebebi olabilir.

İnternet çağının kurumsal anlamda getirdiği en önemli kavramlardan biri de “müşteri çağı” olmuştur. Yılların 4P’si (product, price, promotion, place), müşteri çağı nedeniyle 7C’ye (Customer, Cost, Convenience, Communication, Consideration, Coordination, Confirmation) dönüşmüş, hedefte ürün varken önemli bir revizyonla hedefe artık müşteri memnuniyeti konmuştur.

Müşteri memnuniyeti konusundan en hızlı geri bildirim almanın yolu da dijital PR’dan geçiyor. Dijital PR’ın en önemli fonksiyonu, yaptığınız işler için matematiksel bir kesinlikle sağlama yapmanıza olanak tanımasıdır. Geribildirim mekanizmasının oldukça hızlı işlemesi, yapılan herhangi bir yanlışlıktan da en kısa sürede dönülebilmesine imkan sağlamaktadır.

Olumsuz tepkilerden çekinerek dijital PR konusunda çekimser kalan kurumların en büyük kayıpları ise yalın, duru bir eleştiri kaynağından mahrum kalışlarıdır. Ürününüzü kullanan veya hizmetinizden faydalanan müşterinin size sağlayacağı ücretsiz geri bildirimi ve ürün kullanım tecrübesini milyon dolarlar harcayarak ön görmeye çalışan ajanslar bulunuyor.

Dijital PR doğru kullanıldığında muhteşem bir crowdsourcing projesine de dönüşebilir. Düşünsenize; birileri sürekli size eksik yanlarınızı söylüyor ve mükemmel bir şirket olmanıza adım adım yardımcı oluyor. Ve bunu dijital PR sayesinde, hiçbir zaman bir araya getirmeye maddi güç yetiremeyeceğiniz insanlar bir araya gelerek kendi istekleriyle yapıyor. Mühendis, doktor, öğrenci, ev hanımı, belki bir çiftçi ve belki de bir CEO…

İnternet çağında dijital PR, mükemmel marka olmanın en temel anahtarlarında biri oldu bile, müşteri çağına geçişte kapıların yüzümüze kapanmaması için bu anahtarı kullanmakta geç kalmamalıyız.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

44 + = 48