Bir Yaratıcı Yıkım Örneği: Yeni Medya & Sosyal Medya

Sigmund Freud insan zihnini analiz ederken 3 temel kavram ortaya atmıştı; İd (Alt bilinç), Ego (Benlik), Süperego (Üst Benlik).

İd, mantık tanımaksızın içgüdülerle hareket eder ve sürekli ister, Ego, eldeki şartlara gerçeklere göre değerlendirerek bu isteği mantık dairesinde tutmaya çalışır, Süperego da isteğin değerler sistemiyle çelişmemesi gerektiğini hatırlatır. En güçlü olanı ise insan benliğinin derinliklerinden gelen ve Freud’un “kişiliğin erişilemez noktası” olarak nitelediği İd’dir.

İd’in emirleri en basit haliyle yaşamı devam ettirmeye yönelik olanlardır. Freud’un kuramını ortaya atmasından bu yana yaşanan gelişim ve değişimlerle, ihtiyaçlarımız da farklılaştı. Bunun doğal bir sonucu olarak İd’in emirleri de değişti.

İnsanın fiziksel ihtiyaçlarını bir yana koyduğumuzda, zihinsel ihtiyaçları arasında “bilme isteği” en öncelikli olanlardan birisidir. Nobel ödüllü Alman düşünür Rudolf Christoph Eucken modern insanın değişkenliğine dikkat çekerken “bütünü anlama isteği” şeklinde bir kavramsallaştırmaya başvurur. Günümüzdeyse modern insanın bilme, katılma ve kontrol etme isteği dizginlenemez bir hal aldı ve yaşamsal ihtiyaç olarak kabul görmeye başladı.

Modern insanı bilme eylemi açısından değerlendirdiğimizde ise medya, en önemli bileşenlerden birisi olarak öne çıkıyor. Bilme eylemine yalnızca tüketim açısından değil, modern insanın ihtiyaçları doğrultusunda üretim açısından da bakıldığında geleneksel medyada sürece katılım neredeyse yok denecek kadar kısıtlıyken, katılma, bilme ve etkileşim içerisinde olma hali yeni medyanın ayırt edici bir özelliği olarak karşımıza çıkıyor. Yeni medyanın bu evrimi kavramlar üzerinde de etkili olmuştur. Producer (Üretici) ve Consumer (Tüketici) terimleri muhteşem bir evrimle Prosumer’a (Üreten Tüketici) dönüşmüştür. Artık insanlar tükettikleri şeylerin üretiminde de söz sahibi olmak istiyor. Bu yeni ekosistemde adaptasyon yeteneği en yüksek olan medya aracı rakipleri arasından sıyrılarak ön plana çıkacaktır.

Yeni medya tüketicisi, ABD’li psikolog Abraham Maslow’un “İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi”ne göre en son basamakta yani “Kendini Gerçekleştirme Gereksinimi” düzeyinde olduğu tespitini yaptığımızda sürece katılım, bilme ve kontrol etme isteğinin yeni medya için ne düzeyde belirleyici bir rol oynadığını çok daha net görebiliriz.

İnsanı insan yapan en temel ve en üst düzey iki gereksinimin kesiştiği noktada bu iki gereksinime de aynı anda cevap verebilen altyapı ve kurgu, yeni medya ve gelecekteki kaçınılmaz halefi olan sosyal medya ikilisinde bulunuyor.

Bireyin ve bireyselliğin ön plana çıktığı 21.yüzyıl insanı için bir habere birey olarak tepki verme ihtiyacı, o haberi okuma ihtiyacının da ötesine geçiyor. Yeni medya bunu karşılayabildiği ölçüde var olmaya devam edecektir. Bu ihtiyacın karşılanmadığı durumlar için ise sosyal medya her an göreve hazır olarak beklemektedir. Sosyalleşme ve karşılıklı iletişimin bir ürünü olan yeni medya yakın zaman içerisinde geleneksel medyayı dönüştürmeye zorlamış ve hatta yapısal bir tehdit olarak belirmiştir.

Uzun vadede ise okuyucuların katılma ve kontrol etme bilincine pozitif bir tepki üretemeyen yeni medya, kaçınılmaz bir şekilde sosyal medya tarafından dönüştürülecektir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

31 + = 33